14 Ağustos 2015 Cuma

Filiz

Bu dinlediğim müzikler değilse nedir beni mahveden? Ben güzel havalarla mahvolacak bir şair değilim. Beni notaların sıraya dizilip tek tek öne çıkışları üzüyor. Evet hüzün, evet isyan. Evet müzik...

Sesimi duyuramadığımda ben de, hak verdim o aşık adama. Aşık oluşuyla öne çıkmıştır o da. Üzmüştür, üzülmüştür, bu notalar gibi. Hak verdim adama, sesini duyuramamak çok acı. Evet acı, isyan, ne fark eder..

Şimdi sonsuz kere tekrarını dinleyeceğim o şarkısın sen, ben senden bıkmayacak gibiyim. Oysa gün gelecek eskiyeceksin. "Eskisi gibi değil" olacaksın. Ben o gün geldiğinde ne yaparım söyle? Sensiz naparım, nasıl bırakırsın ellerimi?

Biz hatayı nerede yaptık bilmiyorum. Hiç tanımamalı mıydım seni yoksa hiç..yoksa hiç.. yoksan diye korkuyorum, gir artık hayatıma istiyorum. biz hatayı burada yaptık. Biz yaşamadık. Sen yeni başladın.

Şimdi büyüyor olmalısın, o filiz halini tanıyamadım üzgünüm. Şimdi bir filizi okuyup, şimdi bir filizi dinleyip ağlayacak haldeyim, uzanıp gözyaşlarımı silemez ellerin, sesim de koşup okşayamaz kulaklarını. Şimdi bir filizi okuyorum, şimdi bir filizi içiyorum, bir filiz ezgisiyle kulaklarımı meşgul ediyorum, ya kalbim?

Kalbim bir filiz cahilliğinde. Böyle filizmsi bir aşk, ne saçma. Ah o cılız filiz.
ah o yeşil..
ah sen.

Benim yaşamım ne zaman başlayacak? Ne olur koşup tutsan ellerimden, ben bir küçük filizim. Dökmeden asidini üzerime dünya..koşup gelsen, sulasan toprağımı...
Bekliyorum.