19 Mart 2017 Pazar

Selam, yoksun

Yokluğunu mutlak varlığın lütfu sayıyorum. Sonra tek tek saniyeleri, dakikaları ve boşluğu ezmeye çalışan direncimin kırılan kaslarını. Sayıyorum.
Sonra, elbet bir raddeden sonra vazgeçiyor insan, bırakıyor, vazgeçiyor. Sayacak başka şeyler buluyor. Saymaktan hiç vazgeçmiyor fakat. Mesela bağımlılıklarımız, alışkanlıklarımız… Özgürlüğümüzün düşmanı olan meşguliyetlerimiz de biçim değiştiriyor yalnızca. Bir bağımlılık yerini başka bir bağımlılığa bırakıyor, bağımsızlık kazanmanın meziyetini taşımak güç oysa.
Geçen gün bir çocuk ödevini yaparken bağırarak önündeki kâğıttan şu cümleyi okudu: “Marşımız, bağımsızlığımızın sembolüdür.”
Maaşımız, dedim ben de içimden. Bizim bağımsızlıklarımız nedense maaşlarımız kadar.
Bunları düşünüyorum, sonra kelimeleri sayan word’e teşekkür ediyorum. 1 2 3 4… kaç evin lambaları sönmemiş? Kaç kişi vicdanı rahat uyusun diye lambaları söndürmemiş ona bakalım. Sizi pencereleriniz ele veriyor. Kaçmayın. Sizi gözlerinizden tanıyorum, saklanmayın.
Sen. Evet seni gösteriyor saatler. Akıp geçme. Bir vakit ol dur öylece. En uzun zaman dilimi an’dır. Dur şimdi, gitme. Kaybolayım sihrinde. Kocaman, geniş bir an ol, beni içine alan bir zaman ol.
Bağımlılıklarımı kenara bırakıyorum, an dediğim şeyin içinde saymam gerekecek hiçbir şey yok. Şimdi gel, kurtar.
Evet, seni gösteriyor işaret parmağım. Objektifler sana yönelsin, onca kişinin arasından sivril, bir köşe ol. Saklanayım, dönüp yeni yollara çıkayım.
Seni pencerelerin ele veriyor. Güzel ellerinle aralayıp bakıyorsun ruhundan, gözlerinden tanıyorum ruhunu. Gel, saklama. Sen, sen ol. Ben sende kaybolayım.
Şimdi yüce bir unutuş, kalbime saplanan, onurlu bir iç çekiştir çoğu zaman an.
Selam, yoksun. Bu mutlak varlığın bir lütfuysa; gönül borcumu şuracığa, akşına bıraktım.  


18 Mart 2017 Cumartesi

Elbise

Şimdi kimim ben? Neye dönüştüm? Bir şeyler daha ekleyip, ben'i büyütmenin anlamı ne, taşıyamadıktan sonra? Hiç sorgulamadan üzerime yıkmalarına izin verdiğim yüklerin altında ezildim şimdi. Bir ben yaratırken dikkatli olmam gerektiğini bilmiyordum. Anılarımın ve duygularımın güzelliği altında eziliyorum. Bunca güzel şey, bunca çirkin bir ben'in üzerinde, yırtık bir elbise gibi. Çıkarıp atsam çıplaklık dayanılır şey değil. Taşısam tenimi yırtıyor, parçalıyor. Var olmak bir çeşit arafta olmak. Hiçbir şeyi tamamlayamamak. Var olmak yarım kalmanın bir göstergesi. Hiç bitirebildiği hikayesi olmaması da, insanın var oluşuna dahil.