30 Haziran 2017 Cuma

https://www.youtube.com/watch?v=i3SxwUcbUBI

Etrafıma bakınıyorum bakınıyorum, sana ait bir eşya bulamıyorum. Her şey silinip süpürülmüş, köşelerdeki anılara fayda etmemiş bir tek bu temizlik. Bunu fark edince öyle şekilciyiz ki dedim içimden, birini silmek için eşyalarından kurtuluyoruz ilk, sonra gecelerce ağladığımızı hep saklıyoruz bir sır gibi. Ben saklayamam senden, duymuyorsan da problem değil. Bir gün belki, belki bilirsin sana büyüttüğüm yüce sevgiyi, şefkati. Ne var o köşelerde biliyor musun, korkuyla bana sarılışların var. Uyurken yüzündeki o muazzam masumiyet var. Kahkahaların var. Hangi temizleme malzemesini kullansam fayda etmez, gözyaşların ve çaresizliğin var. Ben de boş veriyorum ve geceleri ağlıyorum. Bu ayrılığı kaldıramıyorum. Bakışlarının hatrıma uğrayışlarını taşıyamıyorum. Yine o bakışların yoksunluğu krizler yaratıyor ruh halimde, birden çöküyorum. Bu şekilci kafa yapısını sürdürmeyeceğim ey insanlık diyorum, sana küsüm. Sana küsüm insanlık, çünkü ben biliyorum artık o bakışlar maddesel zaman ve mekanda gözlerime değmiyor diye tesirlerini gömersem birikiminize katkı yaparım ancak. Ben görmeden sevenlerin birikimiyle yığılmak derdindeyim.

Velhasıl 3 gün oldu. Her şey bitti. Seninle vedalaşamadım. Öpüp koklayamadım son kez. Ama sırf gideceğini bile bile öpseydim gözyaşlarım yanaklarını yakardı, korkuturdum seni belki paramparça ederdim, birlikte yok olalım mı? 

İşte seninle olan vedamın görünürlüğüne "boş işlere dalıp gidenlerle dalıp gitmeye" nefretimi yerleştiriyorum, bu birikimi sürdürmeyeceğim. Oysa şunu da biliyorum ki seninle ayrılışımız asıl bu nefretin görüntüsü. 

Daha fazla yazacak bir şey yok. Bana hiç yaşamadığın bir ayrılığı yaz deselerdi bir dolu saçmalıkla doldururdum burayı, hiç inanmadığım şeyler yazardım belki. İçi boş bir zırvalıklar dizisi. Oysa yaşadığım şeyi yazmaya gelince, bu kadar işte. Hakikatin sadeliğine sığınacağım, seni orada bir ömür bekliyor olacağım. 

13 Haziran 2017 Salı

Stairway to Heaven

İnsan özleyince geldiği yeri,
Dikey bir merdiven dayadı gerçeklere.
Cennete çıkan merdiven çiçeklerle donatılmamıştı hayır!
İnsan çiçek yaptı orayı ve
                                     vardı asıl gül bahçesine.


Geniş alnında koca bir terk ediş uyuyor, şşşt!
Kapıları örtüp diğer odalara geçiyorsun, niye geçiyorsun?
Mutfağa girip musluğu açıyorsun, niye açıyorsun?
Niçin, şırıl
               şırıl
           şırıl, akar o derelerdeki su gibi?
Gidecek bir yerin var, git
-me
Diyemeden kadın, uyandırmadan, parmaklarının ucunda yürü ve git
Sonra, ölürken, parmaklarının ucunda, şşşttt, uyu.
Kadın, uyanmadan öl. Sessiz sessiz öl bu ev için.
Kadın, gidecek yeri olan adamları sevmeyin demeden, git.
Çocuk ve akvaryumdaki balıklar duymadan,
Gün gelir, sizi de geride bırakıp giderler diye söylenmeye başlamadan kadın,
O kadın ki sen çizmelerini giyerken çıkardığın seslere aşıktır ve
saçları dünyanın tüm dişi kuşlarının yuvası.
Olsun, sen yine de git,
Kuşların peşinden mesela.